Harun Yahya

Reyhanlı’dan Alınacak Dersler: Müslüman Zulme Rıza Göstermez


Saatlerce siyaset konuşan ve tartışan bazı kişilerin, dünyada yaşanan zulüm ve savaş ortamları hakkında konuşurken aslında konunun insan olduğunu adeta unutmaları oldukça dikkat çekicidir. Bu kişiler, Darwinist materyalist eğitimin bir sonucu olarak sanki bir makineden, cansız varlıklardan söz eder gibi insanlar hakkında duygusuz ve ruhsuz ifadeler kullanmaktadırlar. Oysa bu tarz konuşmalar, hiç kimseye fayda sağlamamakla birlikte telafisi yapılamayacak büyük hasarlara dahi sebep olmaktadır. Bunun en son örneği Reyhanlı’da gerçekleştirilen saldırılardan sonra yaşanmıştır. Suriye’deki acımasız zulüm ortamından kaçan kardeşlerimiz Reyhanlı saldırılarının ardından terörün, kargaşanın, cinayetlerin yaşandığı ülkelerine çaresizce geri dönmek zorunda bırakılmıştır.

www.Kuranahlaki.com

Darwinizm ve materyalizm Kuran ahlakında kesinlikle yeri olmayan çok büyük bir zulüm ve vahşet içerir. Allah insanlara, ihtiyaç içinde olanları koruyup kollamalarını emretmiştir. Fakirlerin ihtiyaçlarını karşılamak; engelli insanlara karşı şefkatli ve merhametli olmak, onların haklarını gözetip korumak; toplum içinde yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak din ahlakının gereği olan güzel ahlak özellikleridir. Allah’ın emrettiği ahlakı göz ardı eden Darwinist materyalist düşünceye sahip olanlar ise hem kendilerini hem de içinde yaşadıkları toplumları büyük felekatlerin içine sürüklemektedirler. Sosyal Darwinizm’in neden olduğu bu gerçeğin en çarpıcı örneklerinden biri Reyhanlı olayları ve sonrasında yaşanmıştır.

Reyhanlı’daki elim saldırı sonrasında, “kapatın sınır kapılarını”, “gitsinler bu ülkeden” diyenler, cümlelerinde, acıyı yaşayan, zulmü gören, onuru ezilmiş, ölümle burun buruna kalmış, kendini korumaktan aciz düşmüş, düzgün bir hayatları varken sürgün konumuna gelmiş kadınlar, çocuklar, ihtiyarlardan değil de taştan, topraktan bahseder gibi oldukça duyarsız ifadeleri Darwinist materyalist düşüncenin eseri olarak rahatlıkla kullanabilmektedirler. Bu ifadeler Darwinistlerin toplumları insanlık dışı bir bakış açısıyla değerlendirmelerinin en belirgin örneklerinden biridir.

Allah inancını ve korkusunu yitirmiş olan bir insanın üzerinde oluşan en büyük tahribatlardan biri, vicdansızlıktır. Vicdansız insanlar acı çeken, zor durumda olan insanlara yardım etmek için çaba harcamazlar.

Müslüman Türk Milleti İçin Misafir Berekettir

Türk Milleti tarihinin hiçbir döneminde mazlumu sahipsiz bırakmamış olan bir milletin evlatlarıdır. Bu ahlak anlayışına ve inanca sahip olan milletimize “Suriyeli kardeşlerinizi zulme terk edin” demek vicdansız, anlamsız ve akıldışı bir davranıştır. Çünkü bu ifade  adeta, elinde silahla bekleyen bir insana ‘buyur bunları da öldürebilirsin’ anlamına gelir. Bu yaklaşımı makul görebilmek ve anlamak ise asla mümkün değildir.

Türk milleti asla Suriyeli kardeşlerimize zulmü hak gören bu konuşmaları anlayamaz. Fakat bu tür acımasız konuşmalar yapanların bu milleti anlamaları için yeniden vurgulamakta fayda olan bazı gerçekler vardır:


 İslam inancında misafir berekettir.

 İslam inancında “Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz. Malı ‘bir yığma tutkusu ve hırsıyla’ seviyorsunuz.” (Fecr Suresi, 17-20) ayetinde bildirildiği gibi ihtiyaçta olanın ırkına, diline, dinine bakılmadan yardıma koşulması emredilir.

 İslam inancında Kuran’da “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75) ayetinde buyurulduğu “zavallı kadınlar, çocuklar ve yaşlıların” feryatlarına duyarsız kalınmaz.

 İslam inancında “belki zarar görürüm” diye düşünüp mazlumu korumaktan vazgeçilmez.

 İslam inancında “Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar. Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz size, ancak      Allah’ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür. Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz’den korkuyoruz.” Artık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.” (İnsan Suresi, 7-11) ayetlerinde buyurulduğu gibi düz mantıkla kar-zarar hesabı yaparak değil, vicdan hesabı yaparak hareket edilir.

 İslam inancında “..Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir; ya da açlık gününde doyurmaktır, yakın olan bir yetimi, veya sürünen bir yoksulu. Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak...” (Beled Suresi, 13-17) ayetinde bildirildiği gibi kendisi açken dahi yemeğini esire veren bir ruh vardır ki, bu ruh kendinden tamamen geçmişliğin en güzel ifadelerinden biridir.


Türkün örfü Müslümanın inancı budur. Ve Türk Milleti, bu inancını, örfünü, değerlerini, güzelliklerini anlamayan, kabul etmeyen, görmezlikten gelen, son derece yabancı olduğu materyalist dünya görüşünü kendisine zorla kabul ettirmeye çalışanlara itibar etmez. Bu sebeple, bu milletin derin bir ruhu olduğunu, bu ruha hitap etmeyen bir düşüncenin etkili olmayacağını unutmamak son derece önemlidir.

www.turkislambirliginedavet.com

Çatışma Ruhu Darwinist Materyalist Düşüncenin Eseridir

Komünizmin kurucusu Marx, tarihin gelişmesinin tek yolunun çatışma olduğunu iddia etmekteydi. Toplumların, düşüncelerin, fikirlerin de ancak çatışmayla, savaşla, ihtilalle ilerleyebileceklerini düşünüyordu. “Eğer çelişme ve çatışma olmasaydı, var olan herşey, nasılsa öyle kalırdı” diyordu. Dahası Marx “Şiddet yeni bir topluma gebe her eski toplumun ebesidir” diyerek milyonlarca insanı savaşa, katliama, kan dökmeye çağırıyordu.

Marx’ın bu düşünceleri, zaman içinde çok sayıda taraftar kazandı. En zalim katliamlara imza atan komünist lider Lenin bunu, “Gelişme zıtların mücadelesidir” sözleriyle ifade ediyordu. (Lenin, Seçme eserler, cilt 11, s. 81) Bu mücadelenin de kan dökerek yapılması gerektiğini savunuyordu.

Marksizmin bu ilkesi gereği 30 yıldır terörün en şiddetlisini yaşamış ülkemiz topraklarında Kürtle Türkü birbirinden ayıramamış olanlar, şimdi Aleviyle Sünniyi ayırabilecekleri yönünde yanlış bir düşünceye kapılmışlardır. Bu düşünceye sahip olanlar zamanında yaşanan acıların benzerini oluşturmak istemektedirler.  Bazı kimseler de böyle bir kışkırtmanın körükleyicisi olduklarını fark etmemektedirler. Bir avuç Marksistin, kendilerini Alevilerin hamisi gibi göstermeye çalışması da bu kışkırtmanın diğer bir parçasıdır. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün böyle bir kışkırtma söz konusu olduğunda neler yapabildiği herkes tarafından net olarak bilinmektedir. Bu karanlık yapılanmanın başta PKK olmak üzere terör örgütlerini besleyip büyüttüğü, Reyhanlı’daki patlamaların faili olduğu iddia edilen Marksist örgütle yakın bağlantısının olduğu da bilinen gerçekler arasındadır. İddia edilen Ergenekon’un Baas rejimiyle yakın ilişkisi ve halen Suriye içindeki güçlü yapısı da göz önünde bulundurulması gereken bir başka önemli gerçektir. Yapılan incelemelerde kuşkusuz bu bağlantılar daha net ortaya çıkacaktır.

www.darwinizmnedir.imanisiteler.com

Karanlık Odakların Kurdukları Tuzağı Etkisiz Hale Getirmenin En Önemli Yolu, İtidal ve Sevgidir

Nefret körükleyerek kontrolsüz kitleler oluşturup bu kitleleleri dilediğince yönlendirmek isteyenlere verilecek en güçlü cevap, sevgiyle, kardeşlikle, dostlukla birbirine bağlanmış insanlardır. Türkiye’de Aleviler belki azınlıktadır, ama kardeşliğin en güçlü hallerinden biri olan din kardeşliğiyle Sünni çoğunlukla birbirine kaynaşmışlardır. Bu milletin gözünde, Aleviler vatanın süsüdür, güzelliğidir. Hepsi tertemiz Müslümandır. Allah aşığıdır. Hz. Ali (r.a.) aşığıdır. Sevgi insanlarıdır. Bir avuç Marksistin aksi yöndeki tüm gayretlerine rağmen, son derece dindardırlar. Bu günlerde, bu gerçeklerin gündemde tutulması, birbirimize olan sevgimizin ve bağlılığımızın çok güçlü ifade edilmesi, tahrik edici bir dilin değil kaynaştırıcı ve dostluğu pekiştirici bir dilin kullanılması son derece önemlidir. Bilhassa sosyal medyada yazılan her satırın, sarf edilen her kelimenin tahriklere ve fitneye değil, dostluğa ve birliğe kapı açması her birimizin hem kendi vicdanına hem millete karşı sorumluluğudur.

Milletimiz kendisine telkin edilen suni kavgalara, ayrımlara, kışkırtmalara değil, günlük hayatı içinde kendi yaşadığı değerlere ve ölçülere göre hareket eder. Nitekim, bütün bu tartışmalar yapılır, türlü türlü kışkırtmalar körüklenirken Reyhanlı’da Alevi ve Sünni kardeşlerimizin, yakınlarının cenaze namazlarında birlikte saf tutuyor olması, tüm bu fitneye tek başına yeterli bir cevaptır.

Türkiye Irak’a, Suriye’ye veya bölgedeki diğer ülkelere benzemez. Dışarıdan bakıp “şurada şuraya bölelim”, “mezheplere göre ayıralım”, “etnik kökene göre parçalayalım” gibi düşünülecek  bir ülke değildir. Ruhu, tarihi, birikimi, harcı buna müsaade etmez. Bu yüzden, ALLAH’IN İZNİYLE, YENİ BİR MEDENİYETİN ÖNCÜSÜ, YENİ BİR DÜNYANIN LİDERİ OLACAKTIR.

Adnan Oktar: “Ülkelerine dönmek zorunda kalan 250 Suriye vatandaşını geri çağıralım”

ADNAN OKTAR:Hiç geri gönderilir mi? İnanılır gibi değil, çok korkunç bir şey.

Koskoca Türkiye; her yere dağılsınlar. İlla orada duracaklar diye de bir şey yok. Her yerde insanlar onlara imkanları dahilinde yiyecek de verirler, giyecek de verirler. Kızılay çadır versin. Birçok yerde kardeşlerimiz ağırlanabilir. Bu çok korkunç bir şey.

Allah vermesin eğer doğruysa bu durum, çok korkunç.

Hatay’ın her tarafına Suriyeli kardeşlerimizi yerleştirsinler. Hatay’da bir avuç komünist var. Onlar rahatsız oluyorlar sadece. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün ajanları var; besleme ajanlar. Onlar rahatsız oluyorlardır. Onlar dedi diye, bizim canlarımızı zor durumda bırakmak olmaz.

www.adnanoktardiyorki.com

Adnan Oktar: “Kızılay da yardım etsin, Suriyeli mülteci kardeşlerimizi sınır bölgesine yerleştirelim”

ADNAN OKTAR: İnanılır gibi değil. O insanları geri teslim ediyorlar. Hiç olmazsa sınırın bitişiğinde bekletsinler. Yani sınıra 50 metre, 100 metre yakında, orada da olur. Sınıra 100 metre yakında dursunlar. Orada yiyecek de verilir onlara, imkan da sağlanır. Esad güçleri oraya giremezler. Sınırı bombalayamaz. Çok zor.

Sınır boyunca dursunlar. Boydan boya çadır kurup oraya yerleşsinler. Mutlaka uygun yer bulunur. Ama özellikle de oraya gelsinler. İklimi de oranın sıcak bu havada iyidir orası.

Misafir bereketiyle gelir. Çoluk çocuk gelsinler, sınır boyu çok uzun. Sınırın tam dibine gelip yerleşsinler. Kızılay çadır versin. Yiyecek toplayalım, kamyonlarla gönderelim. Her şeyi yapalım. Değil mi?

Allah vermesin, Allah affetsin, böyle bir yanlışlık yapmışlar. Hemen söyleyelim geri dönsünler, mutlaka bir yolu vardır. Yakındadırlar, oralarda bir yerlerdedir hala onlar. Tekrar tekrar özür dilesinler. Kim yaptıysa, kim sebep olduysa ben onlar adına da özür diliyorum. Çok korkunç bir şey bu. Allah bize sorar. “Katillere niye teslim ettiniz?” dese Cenab-ı Allah, ne diyeceğiz? “Bu mazlumları katillere niye teslim ettiniz? Sizi katillere teslim etselerdi kabul eder miydiniz?” dese Cenab-ı Allah ne diyeceğiz? Allah korusun.

Can havliyle oradan kaçan, canını kurtarmak isteyen insanlar başka ne yapabilir? Ortada bir fevkaladelik var. Adamlar ellerinde silahla bekliyor. “Hadi gönderelim” demek inanılır gibi değil. Çok korkunç bir teklif bu.

Çok büyük bir zulüm bu. Zulüm felaket getirir Allah esirgesin. Zulüm olmuş oluyor bu. Çok korkunç. Kim yaptıysa çok büyük hata yapmış. Allah rızası için özür dilesin, hemen geri çağırsınlar. Türkiye’nin ucu bucağı yok, her yere gidebilirler. (14 Mayıs 2013, A9 TV)

Masaüstü Görünümü

iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
ÇOK DEĞERLİ BİR SİYASİ BÜYÜĞÜMÜZE AÇIK MEKTUP
"Adnan Bey için ailelerimizle arasının iyi olmadığına dair iftiralar...
"Türkiye ve İslam Dünyasını zayıflatmak istiyorlar.."
"Adnan Bey`den ASLA ŞİDDET VE BASKI GÖRMEDİM..."
"Allah rızası için 40 yıldır Türk-İslam Birliği için çabalıyoruz"
"...En ufak bir suça dahi şahit olmadım..."
"Hakkımızda çok fazla SAHTE DELİLLER ÜRETTİLER..."
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."