Harun Yahya

Cumhuriyet'in Temel Esasları Kuran'da Bildirilmiştir


Peygamberimiz (s.a.v.)’in yaşadığı Asr-ı Saadet döneminde, günümüzün cumhuriyet ilkeleri en güzel biçimde uygulanmıştır. Çünkü insan hakları, demokrasi, özgürlük, güzel ahlak, bilim, sanat, estetik gibi Kuran ahlakının gereği olan kavramların tümü cumhuriyetin de temel ilkelerini oluşturur. İnsanlığa mutluluk ve yaşama sevinci sunan bu model, Allah’ın Kuran’da bildirdiği ve kulları arasında yaşanmasını istediği gerçek Müslüman ahlakıdır.

 

 


İslam’da Düşünce Hürriyeti Vardır



Fikri ve vicdanı özgür bireylerden oluşan bir toplum, cumhuriyetin temel esaslarından biridir. Düşünce ve inanç hürriyetinin önemi ise Kuran’da 1400 yıl önce Allah tarafından bildirilmiştir.

İçinde yaşadığımız dünyada çok farklı inançlara sahip insan toplulukları bulunmaktadır. İşte böyle bir dünyada yaşayan Müslümanlar, karşılarındaki insanın inancı ne olursa olsun anlayışlı olmakla, affetmekle, adil ve insancıl davranmakla yükümlüdürler. İman edenlere yükletilen sorumluluk Allah’ın dinine güzellikle, barış ve şefkatle davet etmektir.

İnsanların fikir, düşünce ve yaşam özgürlüğünü açıkça sağlayan ve güvence altına alan bir din olan İslam, insanlar arasında gerginliği, anlaşmazlığı, birbirlerinin hakkında olumsuz konuşmayı ve hatta olumsuz düşünceyi (zan) dahi engelleyen ve yasaklayan emirler getirmiştir. İslam terör ve şiddet eylemlerine kesinlikle karşı olduğu gibi, insanların üzerinde fikri olarak dahi en ufak bir baskı kurulmasını yasaklamıştır. İnsanların bir dine inanmaya veya o dinin ibadetlerini uygulamaya zorlanması, İslam’ın özüne ve ruhuna aykıdır. Çünkü İslam’da samimi iman; özgür irade ve vicdani bir kabul ile mümkündür. Elbette Müslümanlar Kuran’da anlatılan ahlaki vasıfların uygulanması için birbirlerine hatırlatma yapabilir, teşvik edebilirler. Kuran ahlakının, en güzel sözle insanlara anlatılması, tüm iman edenlerin üzerine yükletilen bir sorumluluktur. İman edenler “... Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır...” (Nahl Suresi, 125) ayeti doğrultusunda din ahlakının güzelliklerini anlatır, ancak “Onların hidayete ermesi, senin üzerinde (bir yükümlülük) değildir. Ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir.” (Bakara Suresi, 272) ayetinin de bilincinde davranırlar.

Asla zorlama yapmaz, insanlar üzerinde maddi ya da manevi baskı uygulamazlar. Ya da dünyevi bir imtiyaz tanınarak, kişiyi din ahlakını uygulamaya yönlendirmezler. Tebliğlerine karşılık olumsuz bir cevap aldıklarında Müslümanların verdikleri cevap “Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kafirun Suresi, 6) şeklindedir.

İçinde yaşadığımız dünyada Hristiyanlarla Yahudilerin yanısıra Budist, Hindu, ateist, deist, putperest gibi farklı inançlara sahip insan toplulukları bulunmaktadır. İşte böyle bir dünyada yaşayan Müslümanlar, karşılarındaki insanın inancı ne olursa olsun anlayışlı olmakla, adil ve insancıl davranmakla yükümlüdürler. İman edenlere yükletilen sorumluluk Yüce Allah’ın dinine güzellikle ve barışla  davet etmektir. Doğruları uygulayıp uygulamama, iman edip etmeme kararı karşı tarafa aittir. Bir kişiyi iman etmeye zorlamak, bazı şeyleri zorla kabul ettirmeye çalışmak Kuran ahlakına aykırı bir tavırdır. İnsanların ibadet yapmaya zorlandıkları bir toplum modeli İslam’a tamamen aykırıdır. Çünkü inanç ve ibadet, sadece Rabbimiz Allah’a yönelik ve kişinin kendi seçimiyle olduğunda bir değer taşır. Eğer bir sistem insanları inanca ve ibadete zorlayacak olursa, bu durumda insanlar o sistemden korktukları için dindar olurlar. Din açısından makbul olan ise, vicdanların tamamen serbest bırakıldığı bir ortamda Allah rızası için samimiyetle din ahlakının yaşanmasıdır.

 www.laiklikveislam.beyazsiteler.com


 Allah’ın Katında Din, Dil, Irk, Renk, Mezhep Ayrımı Yoktur



Yüce Rabbimiz Kuran ayetleriyle üstünlük ölçüsünün ırk, dil ve din ile olmadığını Allah korkusu, iman, güzel ahlak, ihlas ve takvanın Kendi Katında üstünlük derecesi olduğunu bildirmiştir:

“Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13)

Cumhuriyet yönetiminde de sınıflar, kişiler, aileler, bir zümrenin eline bırakılamaz, milletin bütün bireyleri yönetime katılabilir ve söz sahibi olabilir,  bütün vatandaşlar eşit haklara sahiptir. Cumhuriyetin temel ilkesi olan bu kurallar en gelişmiş ve güzel haliyle Kuran’da yer alır.

Allah sınırları birbirine çok yakın ülkelerde dahi farklı diller, her bir millete özgü davranış tarzları, konuşma üslupları ve töreler yaratmıştır. Mesela Almanların, Fransızların, İtalyanların, Türklerin ve Çinlilerin dilleri, konuşma tarzları, alışkanlıkları, gelenekleri ve yemekleri birbirinden farklıdır. Yüce Allah’ın farklı dilleri, renkleri, ırkları ve milletleri yaratması O’nun çeşitlilik sanatının bir tecellisidir. Allah bu çeşitliliği dünyada bir güzellik ve süs olması için yaratmıştır. Eğer dileseydi bütün dilleri, milletleri ve insanların renklerini aynı yaratabilirdi. Fakat adetleri, yemekleri, kıyafetleri, mimarileri farklı kavimler var etmesi insanların birbirleriyle tanışıp kaynaşması için yarattığı bir nimettir. Allah bu gerçeği Kuran’da şöyle bildirmiştir:

“Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, alimler için gerçekten ayetler vardır.” (Rum Suresi, 22)

 Laiklik, demokrasi, cumhuriyet kavramları İslam dininin özünde vardır ve Kuran’ın tümüne hakimdir. Çünkü İslam dini fikir ve inanç özgürlüğüne dayanır ve başka dinlere mensup kişilere, ayrıca inançsız olanlara özgürlük tanır. İslam dininin temeli olan şefkat, merhamet ve özgürlük anlayışı laiklik ve cumhuriyetin de temelidir.

 www.Kurtkardeslerimiz.beyazsiteler.com


 Cumhuriyetin Temel İlkelerinden Biri Olan Laiklik Kuran’ın Özünü Teşkil Eder



Bir insanın İslam’ı din olarak benimsemesi tamamen kendi özgür iradesine bağlıdır. İslam’ı kabul ettikten sonra da, Kuran’da emredilenleri uygulaması ya da men edilen yasaklardan sakınması; tamamen şahsın kendi vicdanıyla ilgilidir. Tabi ki Müslümanlar, birbirlerine Kuran’da anlatılan ahlaki vasıfların uygulanmasını hatırlatabilirler. Ama bu konuda asla bir zorlama yapılamaz, kişi baskı yoluyla din ahlakını yaşamaya yönlendirilemez. Bu gerçek Kuran’da şöyle bildirilir:

“Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah’a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.” (Bakara Suresi, 256)

Laiklik, hem vicdan özgürlüğü gibi temel bir insani değere hizmet ettiği, hem de bu değere büyük önem veren İslam diniyle uyum sağladığı için, her Türk vatandaşının benimsemesi ve savunması gereken bir ilkedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, laiklik ilkesini şöyle açıklamıştır:

“Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz de dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, devlet ve millet işleri ile karıştırmamaya çalışıyoruz. Kasta ve eyleme dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz.” (Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Ankara, 1971 Ahmet Gürtaş, s. 34)

Atatürk’ün söz konusu laiklik tarifi, İslam’ın ruhuna ve amacına tamamen uygundur. Kuran-ı Kerim’de, bir kimsenin din ahlakına göre yaşamasının kendi kararına bağlı olduğu, dini kabul etmezse bunun için kendisine zorlama yapılamayacağı bildirilmiştir:

“Biz sana bu Kur’an’ı güçlük çekmen için indirmedik, ‘İçi titreyerek korku duyanlara’ ancak öğütle-hatırlatma (olsun diye indirdik).”  (Taha Suresi, 2-3)


 Kuran’ın Bütünü Sosyal Adaleti Emreder



Cumhuriyet ve demokrasinin temeli sosyal adalete dayanır. İslam’ın temeli de sosyal adalettir. Nitekim “Eğer müşriklerden biri, senden ‘eman isterse’, ona eman ver; öyle ki Allah’ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu ‘güvenlik içinde olacağı yere ulaştır.’ Bu, onların elbette bilmeyen bir topluluk olmaları nedeniyledir.” (Tevbe Suresi, 6) ayetinde  inançsız bir kişi Müslümandan yardım istediğinde dahi ona yardım edilmesi, hatta koruyucu görev üstlenerek onu gideceği yere kadar ulaştırılmasının emredilmesi Müslümanların oluşturduğu bir toplulukta herkesin korunduğunu açıkça gösterir. Böyle bir toplumda düşene vurulmaz aksine zorda olan, düşen korunur. Hasta, sakat veya yaşlı olan daha fazla şefkati hak eder ve daha fazla korunur. 

Kadın ikinci sınıf vatandaş değil çok değer verilen, sevgi gösterilen insandır. Kuran’da daima korunmuş ve üstün tutulmuş olan kadın, Kuran’ın ayakta tutulduğu bir toplumda da değerini bulur. Dolayısıyla böyle bir toplumda, hakkında savaş verilmesi gereken “ezilen halklar” yoktur.

İslam toplumunda zenginlik üstünlük değildir. Zaten Müslüman toplumunda fakir yoktur. Malın yığılıp saklanmadığı, insanın insana sürekli yardım ettiği bir ortamda asla fakirlik olamaz. Kuran vefayı emrettiği için emeğin karşılığı fazlasıyla alınır. Emek veremeyenlere de mal dağıtılır. Fakat aynı zamanda herkes Rabbimiz’in “...Allah Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz...” (Muhammed Suresi, 38) ayetini bilerek davranır. Hiç kimse diğerine maddi bir üstünlük iddia edemez çünkü o zengin yaşam içinde aslında herkes fakir olduğunun farkındadır. Tüm mülkün Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın dilediği takdirde hemen bunu alacağını gayet iyi bilir. 

Kuran’ın emrettiği bu sistem sosyal adaletin tamamını kapsar. Sosyal adalet sistemi Peygamberimiz (s.a.v.)’in Asr-ı Saadet zamanında yaşanmıştır ve tekrar Hz. Mehdi (a.s.) ile birlikte yaşanacaktır. Kuşkusuz sadece insanların özlemi içinde oldukları gerçek adalet değil ayrıca demokrasi, saygı ve sevgi, kardeşlik, dostluk, barış Allah’ın izniyle, pek yakında, tarihte eşi görülmemiş bir şekilde Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle tüm dünyaya hakim olacaktır. İnsanlar imanın neşesini, sevincini, bereketini doya doya yaşayacaklardır. Ayetlerin işaretlerinden, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden ve büyük İslam alimlerinin sözlerinden açıkça görüldüğü üzere içinde yaşadığımız dönem olan ahir zamanda özlenilen özgürlük ve huzura kavuşulacaktır.

 www.Kurandaadalet.imanisiteler.com

Masaüstü Görünümü

iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."