Harun Yahya

Ya bu dünyada yaşayacak bir karış toprağınız olmasaydı?





Son birkaç haftadır tüm dünyanın gözü önünde bir insanlık dramı yaşanıyor. Konu yine mülteciler, yine Arakan ve yine ölüme terk edilen binlerce savunmasız, mazlum insan. Myanmar ve Bangladeş'ten kaçan, aralarında Arakanlı Müslümanların da bulunduğu 8 binden fazla göçmen Güneydoğu Asya sularında Tayland, Endonezya ve Malezya’ya girebilmek için  açık denizde bekletiliyor. Günlerce aç ve susuz kalan bu insanlardan bir kısmı, Endonezya'daki geçici kamplarda ve Malezya'daki spor salonlarında tutuluyor. Açık denizde  bekleyen binlerce göçmen ise açlık ve hastalık tehdidiyle karşı karşıya. Bir an için kendinizi bu insanların yerine koyun, ülkem dediğiniz topraklarda vatandaşlık hakkına sahip değilsiniz, kendi doğduğunuz topraklarda mülteci konumundasınız ve toplama kamplarında yaşamak zorundasınız, çocuğunuzu okula gönderemiyorsunuz, kızlarınıza, eşlerinize her an tecavüz edilebilir ama  onları koruyamıyorsunuz, evlenmek için veya doğan her çocuğunuz için vergi vermek zorundasınız, hastalandığınızda tedavi edilmiyorsunuz, sadece Müslüman olduğunuz için zulüm görüyor, hapse atılıyor, öldürülüyorsunuz, bu durumda siz olsanız ne yapardınız? Elbette kurtuluşu başka bir ülkeye sığınmakta arardınız, orada hem ailenize hem de kendinize insanca koşullar bulmaya çalışırdınız.

Peki ya yoksulluk içerisindeyken, bin bir zorlukla biriktirdiğiniz paranızı bu zulümden kaçıp kurtulmak için insan tacirlerine verip, bindiğiniz teknelerde denizin ortasında bırakılsaydınız ne yapardınız? Etrafınız suyla kaplı, ama tek damla su içemiyorsunuz, yiyeceğiniz yok, gece karanlık okyanus dalgalarıyla, gündüz kavurucu güneş ışınlarıyla mücadele etseydiniz, hıncahınç insanla dolu teknelerin batmaması için hareket etmeden günlerce okyanusta sürüklenseydiniz ne yapardınız? Tam da artık ölüme yaklaştım derken karayı görseniz “kurtulduk” ümidiyle içiniz sevinçle dolduğunda “sizi kabul edemem” denilse ne yapardınız? İşte Arakanlı Müslümanların maruz kaldıkları durum tam da böyle...

Oysa  dünyada uçsuz bucaksız topraklar bomboş duruyor, ama  tüm dünya bu bir avuç insanı barındıracak bir yer bulamıyor. İnsanlık açısından daha da dramatik olanı bu insanlara sanki hayvanat bahçesindeki canlılara verilir gibi helikopterlerden gıda ve yardım malzemelerinin atılması, günlerdir aç ve susuz kalan insanların ise yiyeceğe ulaşmak için soğuk suya atlamaları gerekiyor... Tekneleri batmak üzereyken kurtarılan ve Endonezya'nın Langsa limanındaki ambarlarda kalmalarına izni verilen göçmenler ise bir lokma yemek için birbirleriyle mücadele ediyorlar. Bu  utanç yarışının sonucunda ise 100 kişi hayatını yitiriyor.... Bu nereden bakılsa insanın içini titreten bir durum. Artık dünyanın bu gidişata dur demesi ve bir çözüm bulmasının zamanı gelmedi mi? Malezya ve Tayland’ın ileri sürdüğü gibi Arakanlı Müslümanları geldikleri yere gönderelim demek çözüm olabilir mi? Elbette hayır. Tam aksine bu düşünce tarzı onları ölüme göndermek anlamına gelir. Kimse böyle bir cinayete ortak olmamalı. Aslında geri göndermek yerine  bu insanlara boş arazi verseler, ekecek toprak ve besleyecek hayvanları olsa kimseye yük olmadan şimdiye kadar yaşadıkları gibi sessizce hayatlarını idame ettirebilirler.

Bir ülkede insan hak ve özgürlüklerine yönelik bir sınırlama olduğunda pek çok Batı ülkesi bu duruma sert tepki gösterir. Ancak çok vahim durumda olan Arakanlı Müslümanlar için kayda değer bir çaba göstermediklerini görmekteyiz.

Doğaya gelecek bir zarar söz konusu olduğunda dünyayı ayağa kaldıran, bir yunus balığı karaya vursa onu kurtarmak için her türlü teknik imkanı devreye sokan, yeşili korumak için maksimum düzeyde titizlenen Batı kamuoyunun, söz konusu insan canı olduğunda çok daha duyarlı ve vicdanlı hareket etmesi gerekmektedir. Burma gibi ülkelerdeki zalim yöneticiler, eğer dünya kamuoyundan siyasal veya toplumsal baskı görmezlerse, zulüm ve baskılarını arttırarak zulümlerine hızla devam etmekteler. Buna ilk etapta engel olmanın yolu, herkesi olan biten hakkında bilgilendirmekten geçmektedir. Dünya kamuoyunun vicdanını ön plana çıkaran, zulümleri herkese iyi ve objektif anlatan bir faaliyetin, Batı kamuoyunu harekete geçirebileceği ve bunun da (Myanmar) Burma gibi rejimleri oldukça rahatsız edeceği ortadadır.

İslam dünyası da Arakan sorununun çözümü için ciddi bir birlik ruhu içinde hareket etmelidir. Kardeşlerinin göz göre göre yaşamlarını yitirmesini hiçbir Müslüman asla kabul edemez. İslam ülkeleri bu konuya titizlikle yaklaşmalı ve söz konusu insanlık dramının derhal kaldırılması için (Myanmar) Burma yönetimine baskı yapmalıdır. Bunun için İran, Türkiye, Pakistan, Mısır gibi ülkelerin birleşik bir donanma ile Güneydoğu Asya sularına doğru yola çıkması (Myanmar) Burma  hükümeti için caydırıcı olabilir. Nitekim geçtiğimiz günlerde (Myanmar) Burma savaş uçağından düşen bombanın dört Çinlinin hayatını kaybetmesi üzerine Çin’in, Myanmar'a, tekrarı durumunda sert müdahalede bulunulacağını açıklaması oldukça caydırıcı olmuştu. Arakanlı Müslümanlara Myanmar yönetiminin sert davranmasının nedeni de işte budur, kimse bu zulmü dur dememekte, kimse Arakanlı Müslümanlara destek olmamaktadır. Müslümanlardan caydırıcı bir tepki görmedikleri için bu mazlum insanları ezmekten çekinmiyorlar. Bu noktada Müslüman ülkelerin Arakanlı kardeşlerine sahip çıkmaları ve Burma yönetimi üzerinde siyasi, ekonomik ve toplumsal bir baskı uygulaması oldukça etkili olacaktır.

Müslüman ülkelerin önderliğinde mültecilere insani yardım ulaştırılması ve hastaların oradan tahliye edilerek çok iyi bakılacakları hastanelere yerleştirilmeleri şarttır. Aksi takdirde yeni ölümler meydana gelecek ve sayı gittikçe artacaktır.

Batılı ülkelerin de Burma üzerindeki imtiyazlarını kullanıp oradaki masum insanların kurtulmasına vesile olacak girişimlerde bulunması son derece elzemdir.

Arakan sorunu asla bölgesel bir mesele olarak addedilemez. Masum insanların susuz, yiyeceksiz ve ilaçsız, yaşayacak bir karış toprak parçası dahi bulamamalarını hiçbir vicdan kabul edemez. Dünyanın bir bölgesinde deprem yahut sel gibi bir doğal afet yaşandığında, her ülke elindeki imkânlarla afetzedelere yardıma koşmaktadır. Bunun örneğini geçmişte pek çok defa gördük. Hatta araları soğuk olan ülkeler dahi böyle bir durum yaşandığında birbirlerine yardımı eli uzatmaktadırlar. Demek ki insanlar ve devletler istedikleri takdirde bu dayanışmayı sergileyebilmektedir. İşte şimdi de böyle bir yardımlaşma ve dayanışma örneği sergilemenin tam zamanıdır.
İnsanlar, kurum ve kuruluşlar ve de devletler beraberce seslerini yükselttikçe Burma yönetimi derhal geri adım atarak ya Arakanlı Müslümanlar üzerindeki baskıyı kaldırıp onlara vatandaşlık hakkı tanıyacak ya da uygulamalarını hafifletecektirtir. Bu kamuoyunun oluşması için gereken sorumluğu almak ve duyarlılığı göstermek hepimizin üzerine düşen bir insanlık görevidir.

 

Adnan Oktar'ın Burma Times'da yayınlanan makalesi:

 

http://burmatimes.net/what-if-you-didnt-have-even-an-inch-of-land-to-live-on-in-this-world/

Masaüstü Görünümü

iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."