Harun Yahya

Savaşların sebebi din mi?



Dünya, Haçlı seferleriyle özel bir terime alıştırıldı: “Din Savaşları”. Bu terim, yüzyıllar boyunca gerçekleşen hemen her savaşta o veya bu şekilde ön plana çıkarıldı. Anlaşmazlıkların kökeninde hep “inanç” sorunu olduğu telkini verilmeye çalışıldı. Böylelikle çıkarlar, ırkçılık, toprak ve güç hırsı ön plana çıkmayacak, savaşların sebebi olan bencillik örtülü kalacaktı.

Oysa ne Haçlı seferleri ne de tarihe damgasını vurmuş ve dünyayı etkilemiş büyük savaşlar din kökenliydi. Haçlılar denilen topluluk, Hristiyanlığın barışçıl doğasıyla alakası olmayan, “işgal” ve “kan dökme” hırsı içinde bir araya gelmiş fitnecilerden başkası değildi. Haçlı Seferleri sırasında asıl olarak Hristiyan kentleri yağmalanmış, hatta o dönem bir Hristiyan kenti olan Konstantinapol, yani İstanbul, işgal edilip yerle bir edilmişti.

Hristiyanlık içindeki mezhep çatışmaları denilen kavram da aslında güç ve iktidar kavgalarının birer yansımasıydı. Hristiyan dünyasında Protestanlar, Katolikler ve Ortodokslar arasında fikir farklılıkları ciddi boyutlardaydı elbette, fakat Hristiyan dünyası içindeki savaşların çıkış noktası bu değildi. Çoğu zaman siyasi çakırların devreye girdiği bu kavgalarda dönemin papaları bile bu siyasi güç kavgasının birer aktörü haline getirilmişti.

Ortadoğu farklı değildi. Büyük savaşların aktörleri tarih sahnesine hep çıkarları ile birlikte geldiler. Ortadoğu’daki savaşlar temelinde birer din savaşı olarak lanse edilse de aslında savaşın tarafları genel anlamda dönemin Baas rejimlerinin temsilcileriydiler. Bilindiği gibi Baas, komünist parti üyelerince kurulmuş olan, Ortadoğu Marksist ideolojisinin en temel uygulama noktasıydı.

İslam camiası içinde sürüp giden mezhep kavgaları da aynı mantığın ürünüydüler. Adı her ne kadar mezhep ayrılıkları olsa da, aslında sorun, kabileler, ırklar, etnik gruplar arasındaki güç savaşlarıydı. Tarih boyunca Ortadoğu’da çeşitli şekillerde sürüp gitmiş olan Şii-Sünni kavgası, aslında tümüyle farklı etnik toplulukların nüfuz hakimiyetini geliştirme hırsı, yeraltı kaynakları ve ticari geçiş yollarına hakimiyet ihtirasıydı. İslam kimliğini kullanan radikal grupların ortaya çıkışına kadar bu kavga, aslında hiçbir zaman doğrudan mezheplerle ilgili olmadı. Ama mezhepler, daima nefreti tetikleyen, savaş isteğini körükleyen bir yan unsur olarak devreye sokuldu.

Samuel Huntington’un 90’lı yıllarda dile getirdiği Medeniyetler Çatışması tezi, aslında bu kavgaların uygulanış biçimini tarif ediyordu. Huntington, ülkeler arası çatışmaların ve ülkelerin kendi bünyelerinde yaşanan kavgaların, giderek kültürel ağırlık kazanacağını öne sürmüştü. Huntington’a göre bu, küreselleşmenin doğal sonucu olacaktı. Bir başka deyişle güç dengeleri değişecek ve hakimiyet ve iktidar kaygısı yeni savaşlara ortam hazırlayacaktı. Dünyanın içine sürüklendiği materyalist ve çıkarcı anlayış, Huntington’un tezini kaçınılmaz olarak haklı çıkardı. Fakat devletler yine de “dini suçlamayı” sürdürdüler.

Din adına ortaya çıkan radikal grupların, dünyadaki kavgaların ve iktidar kavgasının vahim bir sonucu olduğunu unutmamak gerekiyor. Süper güçlerin, birbirlerine bir tehdit ve hatta güç gösterisi olarak pek çok radikal grubu beslemiş olduğu hiçbir zaman bir sır olmadı. Radikal grupların ellerinde silahlarıyla ortaya çıkmalarının da temelinde “din”den ziyade öfke ve intikam duygularının olduğunu burada hatırlatalım.

Bu konuda, Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün (Institute for Economics and Peace) 2014 tarihli raporunu incelemekte fayda var. Rapor, 2013 yılında gerçekleşen 35 silahlı çatışmanın hiçbirinin ana kaynağının din olmadığını ortaya koyuyor. Rapora göre çatışmaların temel sebebi, hükümet karşıtlığı, ayrılıkçı akımlar, ideolojik karşıtlık ve doğal kaynakların paylaşılması gibi sorunlar.

Rapor, “bir ülkede dindarların ve ateistlerin oranı, ülke barışını belirlemekte midir?” sorusunun cevabını bir istatistik ile vermiş. Buna göre, en yüksek barış seviyesine sahip her on ülkeden üçü dindar ülkelerden oluşuyor. Barış seviyesi yüksek 20 ülkenin 11’inde halkın %90’ı kendilerini dindar olarak tanımlıyorlar. En az barışçıl ülkelerin buluştuğu ortak nokta ise demokrasi seviyelerinin düşük olması. Otoriter rejimler çatışma ortamının en etkin sebebi. Ateizmin devlet politikası olduğu ülkeler ise ciddi çatışma ve huzursuzluk ortamının yaşandığı ülkeler. Buna komünist ülkeler de dahil.

Raporun, “Müslüman ülkelerde Şii ve Sünni dağılımı barış ortamını belirler mi?” sorusu, “barış ile mezhep farklılıkları arasında belirleyici bir ilişki yoktur” şeklinde cevap bulmuş. Nüfusunun %85’i Sünni, %15 Şii olan Katar, barış seviyesi olarak 11. sırada yer alırken benzer orana sahip Afganistan’da iç savaş ortamının yaşandığı belirtilerek sorunun mezhepler olmadığı vurgulanmış. Yine aynı şekilde %50-%50 Şii-Sünni oranına sahip Bahreyn’de barışçıl bir ortam varken, benzer konumdaki Yemen’de iç savaşın olması da raporda verilen diğer bir örnek.

“Din barışın kurulmasında pozitif bir rol oynayabilir mi?” sorusu ise raporun en kilit noktasını oluşturuyor. Raporun bulgularına göre özellikle dinler arası işbirliği organizasyonlarının barışı güçlendirici bir etkisi var. Yani eğer dünyada kalıcı ve etkili bir barış gelmesi isteniyorsa, dindar insanların dinler arası işbirliği ve dostluğu güçlendirici çabalar içinde olmaları gerekiyor.

Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün istatistiklere dayalı olarak belgelendirdiği söz konusu raporunun verdiği sonuç gerçekten çarpıcı: Savaşları dinler çıkarmıyor; ama savaşların durmasının tek yolu dinler ve dindarlar arası ittifak. Dünyanın gitgide daha büyük felaketlere sürüklendiği şu günlerde, barış için çözüm arayanların bu gerçeğe dikkat vermeleri elzem. Barışı mümkün kılmak için daha fazla bomba kullanmak, sürekli olarak İslam’ı suçlamak ve İslam karşıtı söylemlerle sürekli öfke yaratmak bu kabusu kaçınılmaz olarak daha korkunç hale getirecektir. Çözüm arayışındakiler eğer gerçekten barış istiyorlarsa, dinlerin özünü savunan gerçek barış insanlarının ittifakına ve söylemlerine dikkat vermelidirler.

Adnan Oktar'ın Arab News'de yayınlanan makelesi:

http://www.arabnews.com/columns/news/893896


Masaüstü Görünümü

iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
ÇOK DEĞERLİ BİR SİYASİ BÜYÜĞÜMÜZE AÇIK MEKTUP
"Adnan Bey için ailelerimizle arasının iyi olmadığına dair iftiralar...
"Türkiye ve İslam Dünyasını zayıflatmak istiyorlar.."
"Adnan Bey`den ASLA ŞİDDET VE BASKI GÖRMEDİM..."
"Allah rızası için 40 yıldır Türk-İslam Birliği için çabalıyoruz"
"...En ufak bir suça dahi şahit olmadım..."
"Hakkımızda çok fazla SAHTE DELİLLER ÜRETTİLER..."
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."