Harun Yahya

Semenderlerin kolları ve bacakları koptuğunda tekrar yeni kol ve bacak oluştuğunu biliyor muydunuz?


Kertenkelenin kuyruğu koptuğunda, yenisinin çıktığı hemen hemen herkes tarafından bilinir.  Kertenkelenin kuyruğu gibi semenderlerin de, kolları, bacakları koptuğunda yenisi büyür.

Doğada bazı canlılarda görülen bu yenilenme özelliğine “rejenerasyon” denir. Rejenerasyon, canlılarda sınırlı bölgelerde varolan bir özelliktir. Örneğin, insanlarda deri tabakasının ve kan hücrelerinin periyodik olarak kendini yenilemesi, zarar gören karaciğerin yeniden büyümesi gibi.

Fakat sadece belirli bölgelerle sınırlıdır bu oluşum. Mesela kertenkelenin sadece kuyruğu için geçerlidir. Vücudunun başka bir bölgesi için aynı yapılanma mümkün değildir. Semenderlerde ise yalnızca kollar ve bacaklar da rejenerasyon olur.
Bir semenderin kolu, hangi noktadan koparsa kopsun, yaklaşık 40 günde tam ve eksiksiz olarak eski halini yeniden alır. Üstelik kesilen kemik, tam da kesilen yerden devam eder; organ kesilmeden önceki uzunluğuna ve yapısına ulaşır. Sinirler, kaslar, deri, kemik, kan damarlarının dağılımı, kısaca bütün dokular, tam ve eksiksiz olarak önceki halini alır.

Blastema ‘geriye programlama’

Yakın zamanda yapılan deneyler, bu birkaç mm’lik alanda hücrelerin kesimden kısa süre sonra kendilerini geriye doğru programladığını ortaya çıkardı. Yani bu bölgedeki hücreler, kök hücre benzeri özellikler kazanırlar.
Kemik, bağdoku, kas ve yeni kolu oluşturacak bütün dokular yeniden yapılanır. Rejenerasyon için ‘mutlaka ve mutlaka’ gerekli olan bu geriye programlanmış hücreler topluluğuna “blastema” denir.

Sinirler şart

Rejenerasyonun gerçekleşmesi için mutlaka sinirlerin varlığı gereklidir. Eğer semenderin kolu kesilmeden önce uzvundaki bütün sinirler alınırsa, rejenerasyon asla gerçekleşmez.

Ancak çok şaşırtıcı birşey mümkün olmaktadır. Koldaki ana sinir, cerrahi müdahaleyle çıkartılıp, kolun yanındaki bir yaraya bağlanırsa, bu noktada yeni bir kol daha büyümeye başlar.

Hücreler doğru yönü biliyorlar

Bilimadamlarının bir türlü açıklayamadıkları bu eksiksiz ve kusursuz yeniden oluşum mekanizması, onları farklı bir meraka yöneltmiştir. Deneylerden birinde rejenarasyon olan bölge, ters yöne tutturulmuştur. Semenderin elini beline dikmek gibi. Daha sonra herhangi bir noktadan kestiklerinde, uzvun her iki parçası da eşit uzunluğa ve yapıya tamamlanmıştır. Yani çıkan kol, vücut eksenine göre her zaman doğru yönde ve yapıda uzamaktadır.

Hormonlar:

Hormonlar her zaman canlılarda vücut gelişimi için hayati öneme sahiptir. Beynin hormon salgılayan bölgesi olan hipofiz bezi alınmış semenderlerde, rejenerasyonun gerçekleşmediği görülmüştür.

Bu da göstermektedir ki, tek bir noktadaki eksiklik sistemin bütününün iptal olmasına sebep olur. Yani semenderin kopan kolunun yeniden yapılanması için mutlaka onun vücudunda hazır bir program halinde bulunan özelliklerin eksiksiz olarak var olması şarttır. Tek bir tanesinin eksikliği durumunda bu şaşırtıcı ve mükemmel olay gerçekleşmez.

Tesadüfler bu muhteşem sistemlerin açıklaması olamaz

Tesadüflerle canlıların evrimleştiği iddiasıyla ortaya çıkan Darwinistler açısından bu oluşumun bir açıklaması yoktur. Onlar, milyonlarca yıl içerisinde, yavaş yavaş çeşitli aşamalarla canlıların özelliklerini geliştirdikleri iddiasındadırlar. Halbuki bizler doğada hangi canlıyı incelersek inceleyelim, varolan özelliklerin tek bir tanesinin eksikliği durumunda tüm sistemin iptal olduğunu görürüz. Dolayısıyla böyle bir yapının tesadüfen evrimleşmesi imkansızdır.

Örneğin, semenderin sinirlerinin olmaması veya beynindeki hipofiz bezinin eksikliği durumunda rejenerasyon kesinlikle mümkün değildir. Yüce Allah’ın yarattığı bu canlıda, Allah’ın yarattığı tüm sistem ve özelliklerin tümünün aynı anda eksiksiz olarak bulunması şarttır.  Tek bir tanesi olmadığında o sistem işlemez. Bunu o canlının hücrelerine, DNA’sına kodlayan, o hayvana sonsuz yaratma gücüyle dilediği özellikleri veren Alemlerin Yaratıcısı olan Yüce Rabbimizdir.

Rabbimiz yarattığı her canlının bedeninde mükkemmel ve kusursuz işleyen bir program var etmiştir. Eğer canlılarda ‘rejenerasyon’ sistemi olmasaydı yaşam mümkün olmazdı.

Örneğin, insan derisinde meydana gelen en ufak bir tahribat, hemen ölüme yol açan bir duruma sebebiyet verirdi. Herhangi bir yerimiz kesildiğinde, üst dokuda hemen kabuk oluşumuyla bir tamirat süreci başlar ve cildi mikroplara, enfeksiyon oluşumuna karşı koruyan özel bir savunma sistemi devreye girer. Eğer vücutta böyle mükemmel bir savunma sistemi olmasaydı zincirleme birbirini takip eden ölümcül fiziksel olaylar meydana gelirdi.

Tüm varlıkları tüm mükemmel sistemleriyle yaratan Yüce Allah’tır

Allah canlıları, muhteşem sanatı ile yaratan, mükemmel bir dengede tutan, üstün Kudreti ile onları yoktan var edendir. Rabbimiz, ölümü de hayatı da var eden, “Hayy” –hayat veren- sıfatının sahibidir. Bir canlının organizma olarak eksiksiz ve mükemmel olarak tamı tamına tüm gereksinimleriyle bir arada bulunması yeterli değildir. Onun ‘canlılığa’ sahip olması için mutlaka “Hayy” sıfatının Sahibi Rabbimiz’in verdiği ruha ihtiyacı vardır. Örneğin bir beden bir bütün olarak, tüm organlarıyla mükemmel ve eksiksiz olarak dursa da, o bedene Alemlerin Rabbi olan Allah’ımız Ruh’undan üflemedikçe, o beden hayat bulmayacaktır. Yoksa etin, kemiğin, dalağın, organların bir araya gelmesi canlılığın oluşması için yeterli değildir. O canlıya, tüm hücrelerinin içindeki moleküllerine kadar hayat veren, Alemlerin Yaratıcısı olan, dirilten ve öldüren Yüce Rabbimiz’dir.




Rabbimiz bizlere dünyada, sonsuz güzellikte eserler yaratmaya kadir olduğunu bu gibi örneklerle gösterir. Düşünmemizi sağlar. Cenab-ı Allah sadece sınanmamız için yaratılan, geçici olan bu dünya hayatının da eksikliklerini kullarına daima gösterir. Asıl hayat ahirettir ve Allah ahirette sonsuz hayatı kullarına nasip edecektir. Dünyadaki her yaratılış örneği, ahireti ve Allah’ın yaratma sanatını düşündürmek için Allah’ın yarattığı vesilelerdir.

Rabbimiz canlılardaki bu harikalıkları bizlere birer iman hakikati olarak gösterir. Ayette, Rabbimiz, Bakara Suresinin 269’uncu ayetinde “Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.” diye buyurmaktadır.

Hikmet için akıl gerekir. Görebilen bir iç göz, duyarlı bir kalp gerekir. Ayette Rabbimizin buyurduğu gibi, ancak temiz akıl sahibi olanlar, hiçbir etki altında kalmadan gördüklerini tamamen bağımsız ve açık bir şuurla değerlendirenler Allah’ın yarattıklarından öğüt alıp, bunların hikmetini kavrayıp, gerçeği fark ederler.

Kaynak: NTVBLM / Aralık 2010

Masaüstü Görünümü

iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.com
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
CAMİAMIZA YÖNELTİLEN CİNSELLİK KONULU İFTİRALAR TÜMÜYLE UYDURMA VE GERÇEK...
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
FİŞLEME SAFSATASI
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.